Her şey daha kötü olacak !

13/12/2009 · Kategori: Edebiyat


'her şey daha kötü olacak',
 
kendinizi rahat bırakın. Ani basınç değişiminden gözünüzün önünde uçuşan yıldızlar patlayacak.. Her şey daha iğrençleşecek, içinden melankoli çıkarmasını bilin. bir gün gelecek ve panikatak gözyaşlarınızın yerini, içi dışına taşmış buruk bir gülümse alacak.. her şey daha iç karartıcı olacak ! ara yolların sizi çağırdığını duyacaksınız, çiçek bahçelerinde huzur bulamayıp alacalı koridorlara çekecek yol ...

Kahkahaların ne denli büyük ve yorucu olduğunun farkına varırsın, oyun oynamak kalp kırıcıdır artık. "kaçırıyorum, geç kalıyorum hayata" paniklemeleri bir süre sonra geriye dönüp de geçmişine baktığında içini saran "hiçbir şey yaşamamışım" boşluğu ile silinerek yerini ustalıklı vakit öldürme nöbetlerine bırakır.

Her şey daha garipleşecek; gün batımındaki kızıllık içine bütün zamanlardakinden daha çok batarken, düşlerle örülmüş bir dünyanın içinde acı bir kurabiye tatlılığında hayaller örüyorken ve tanrıların ne istediğini çözemiyorken ve garip sözlerle, altı çizilmiş cümlelerle hayatta kalmana ve düş görmene devam sağlayacak derin bir mağara kazıyorken her şey daha da içlenişlere taşacak ve sen bütün kelimelerin o aynı hisse çıktığı konusunda kendi içindeki milyonlarca sana yabancı senle küçük bir uzlaşma sağlamışken etrafındaki hiç kimse de, dansı bırakıp da yalnızcılık oynama oyununa dahil olmakta o kadar hevesli ve istekli olmayacak ki, ilk giden ilk terk eden her zaman da en yakınındaki olacak ve sen kadim tanımlamasında huzur bulmuş bir iç dünyayı mutlu insanlardan çok daha derin bir sevgi ile okşarken yine de her şey bir pink floyd şarkısı kadar kazanmış ve kaybetmiş olacak sonda.

Bundan sonrasında hissedilenler -eğer ki kişi, işi bir kaybeden edebiyatına dönüştürme niyetinde değilse ve kaliteyle düşüş sarılacaksa, geceyle ve kaosla- her yön, her duvar eflatuna çalan şeyler olacaktır artık. 


O kadar geniş bir yol ki. içinde ne sollayanlar var sizi, ne sağınıza gelip korna çalacak kadar sert düşünceliler. siz gidiyorsunuz, yol sizin. bu hayat gibi bir ilerleyiş değil. yoldaki beyaz çizgiler de umrunuzda değil. gerektiğinde üstüne basmak yerine yanında ona komşu olarak gidiyorsunuz o beyaz çizgilerin. duraklar da yok yolda. güneş de doğup batmıyor. yol zaman zaman bozuk da değil.

Yazmak gitmek demek. alıyorsunuz elinize bir porsiyon aşkınızı yeri geliyor yazıyorsunuz, üstünü verimliliğiniz ile süslüyorsunuz, küçük de bir hayal eklliyorsunuz köşesine bir yerine, kimse görmesin diye.

Zamanı geliyor sırıksıklam oluyorsunuz, çiviler gibi duvarları kalemi fırlatıyorsunuz kağıta, düşünceleriniz piston gibi yukarıdan aşağıya o kadar sert iniyor ki arka fonda çalan güzel müziği unutup, sefilliği tercih edip kendinizi kaybediyorsunuz.

Bazen balonlar gibi yükseklerde oluyorsunuz yazarken, kimi zaman denizin üzerinde paralel yüzen bir balık gibi, görünmediğinizi sanıp sizin olmayan duygularınızı yazıyorsunuz. yazarken gidiyor insan, tek emin olunan bu olsa gerek. durmaktan mı sıkılırdınız, yoksa hep gitmekten mi...

Hani o bir türlü tasmaya alışamayan anlayış, anlatmak, hissettirmek, hissetmek kelimeleri var ya, işte onların hepsi yazarken özgür, kaparsanız tabi. yetenekli olmaya da gerek yok, biri olun, siz olun, iki kişi olmak kalabalık yaratır. Farklı olmayı tercih ederseniz, kalabalık balonları sevmez...

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

DTP Kapatıldı !

13/12/2009 · Kategori: Edebiyat

ne desem yanlış anlaşılcak biliyorum ama !

dtp aşırı kürt milliyetçiliği yapan faşist bir partiydi ve ben milliyetçiliğin her türlüsüne karşıyım !

bu karar demokrasiye zarar vermiştir ve herşey daha kötü olacaktır !

demokrasi herşeyi yapma özgürlüğü demek değildir terör siyasetin üstünde farklı bir boyuttur !
partinin 'güvercin' kanadı cezalandırılırken 'şahin' kanadı neden ceza almadı ?

bir parti kapatmakla devletin düzeleceği falan yoktur.Önemli olan o partinin kapanmasına neden olan suçların temellerinde yatan etmenleri ortadan kaldırmaktır !

kapatılan 25. partidir.Bu rakamla parti kapatma rekorumuzu egale etmiş olduk !

demokratları bu konudaki tutumlarını anlayamadım pek !

Sevinenlere : ordunun demokrasi getireceğini sanan bir milletin sevinmesi doğaldır. malum partinin barışa pek bir katkısı olamadı, ancak potansiyeli vardı. 90'ların başından beri devamlı kapatıldığını düşünürsek herkes istediğini anlasın, düşünsün, benim daha önemli sorunlarım var !

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

"ne zaman içime baksam yükseklik korkum depreşir"

26/11/2009 · Kategori: Edebiyat

"bazı şeyler karanlıkta söylenir, bazı şeyler hiçbir zaman"

 

 

"kendini sevmeyen tüm çirkinleri seviyorum"

 

 

'şimdi biz neyiz biliyor musun?
akıp giden zamana göz kırpan yorgun yıldızlar gibiyiz.
birbirine uzanamayan
boşlukta iki yalnız yıldız gibi
acı çekiyor ve kendimize gömülüyoruz
bir zaman sonra batık bir aşktan geriye kalan iki enkaz olacağız yalnızca
kendi denizlerimizde sessiz sedasız boğulacağız
ne kalacak bizden?
bir mektup, bir kart, birkaç satır ve benim su kırık dökük şiirim
sessizce alacak yerini nesnelerin dünyasında
ne kalacak geriye savrulmuş günlerimizden
bizden diyorum, ikimizden
ne kalacak?'

 

 


"...her askta donmedolaptayim ve kesiliyor elektrik ben en tepedeyken..."

 

 

''gül ve buğday yetiştiren
ömrüm adına yemin ederim ki:
ben seçmedim bu ölümü
kaçmasan vurmayacaktım"

 

 

 

bize yolumuzu şaşırtan şey masallar değil de, daha çok masallardan aklımızda kalanlar."

 

 

gerçeklik denilen bir büyük yalanın tüm doğruları örtmesi."

 

 

 

"kimdi giden, kimdi kalan
aslında giden değil
kalandır terkeden
giden de bu yüzden gitmiştir zaten"

 

 

" göze alırsanız eğer
kırılır
dağılır aynadan
sandığınız resimler
sözcükler kalır geriye
cam kırıklarına saklanmış
az ışıklı odalarda sözcükler
ayna: anlam ve görüntü için sırlanmış kiler
bulur çıkarırsınız bir yerlerden
daha bulurken kararırsınız
çok önce öğrenmiştiniz: bedel
ödenir ve kalır geriye
gerekenler

sonra bir gün
sizin için bir gün
tehlikesiz, eski bir harita gibi
uyuttuğunuz aynaların tozunu silerken
elinize batar
bir zamanlar yaranızı kanatmış sözcükler
olaylar silinmiş, adlar unutulmuş, belirsiz bir geometride
yerini bir türlü bulamaz kişiler, ilişkiler
yalnızca bir duygu
dipdiri bir acı çok eski tarihli bir çağrışıma eşlik eder
bu nedir ki, yıllar sonra, telâşsız bir gün, ömrümüzün durulmuş
bir mevsiminde, içinizin kazınmış yerlerinden
ölümcül bir ağrı ansızın geri teper


eğilip bakrsınız aynaya
siz çoktan gitmişsiniz
yerinizde sözcükler
böyle zamanlarda sözcükler
bütün bir hayatın yerine ikâme eder''

 

 


'karanlıkta duruyorum aşk vurmasın yüzüme
dokunmasın bana kimse
kimse ulaşamasın artık
tenimin incinen yerlerine
uyanmasın bir daha etimdeki yaralı hayvan
zamanın siyah deltasında çürümek istiyorum
biliyorum artık kimse yok kimsesizliğime

biliyorum aşka kimse yok
aşkın karanlık metali
soğuyor yüreğimin derinliklerinde

aşklarım, arkadaşlarım, dostlarım
dağılıp gitti herkes
içimi sızlatacak kimse kalmadı içimde'

 

 

 

kırılgan bir çocuğum ben !
yüreğim cam kırığı
bütün duygulardan önce
öğrendim ayrılığı

saldırgan diyorlar bana
oysa kırılganım ben
gözyaşlarım mücevher
saklıyorum herkesten

ürküyorlar gözümdeki ateşten
ürküyorlar dilimdeki zehirden
ürküyorlar o dur durak bilmeyen
gözükara cesaretimden

diyorlar bir yanı sarp bir uçurum
bir yanı çılgın dağ doruğu
oysa böyle yapmasam ben
nasıl korurum içimdeki çocuğu

bir yanım çılgın nar ağacı
bir yanım buz sarayı...

Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!

Sustum

21/11/2009 · Kategori: Edebiyat

Zamanında anlamadığın bir romanı
Tekrar okumak  gibi aşık olmak !
Yine anlamazsan şayet
Bu resmen aşkına karşılık bulamamak !

 

Ruhumda güneşin
Kalbinde gemim battı !
Karanlıkta etrafa saçıldı umutlar, yaşlar…
Sustum,
Güvertemde sustu, aydınlıkta …
Gözlerim olsa ağlayacaktım
Onlarda sustu !

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

Nazım Hikmet Anısına !

20/11/2009 · Kategori: Edebiyat

'başak rengi saçları mavi kirpikleri vardı onun. nazım hikmet 'dünyayı verdi çocuklara allı pullu bir balon, gönlünce oynayacaları bir oyuncak gibi.
ve tek umudu buydu. çocukların, hiç ölmeyecek ağaçlar dikmesi dünyaya, dünyanınsa bir günlük olsun ele ele tutuşmasını barışla !

 

Seni düşünmek güzel şey, ümitli şey Dünyanın en güzel sesinden En güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey Fakat artık ümit yetmiyor bana Ben şarkı dinlemek değil; Şarkı söylemek istiyorum ! Nazım !

 

bu çarpan yürek kimin? sesleri soluklarımızın üzerinde küt küt atan senin mi, akşamın mı yoksa benimkisi mi? akşam nerede bitiyor nerede başlıyor şehir şehir nerede bitiyor sen nerede başlıyorsun ben nerede bitip nerede başlıyorum? Nazım !

 

"İster gökyüzünde seyret, ister gözlerimde, körler onları görmese de, yıldızlar vardır"

 

"kendi kendimize yarıştayız, gülüm.
ya ölü yıldızlara hayatı götüreceğiz,
ya dünyamıza inecek ölüm"

 

' Ne ben Sezarım,
Ne de sen Brütüssün...
Ne ben sana kızarım
ne de zatın zahmet edip bana küssün...
Artık seninle biz,
düşman bile değiliz '

 

 

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::